Kurban fiyatlarındaki %33’lük artışın emekli ve asgari ücretli zammının çok üzerinde olduğunu belirten Akay, “İbadet dahi vatandaş için lüks haline geldi” dedi.
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, ekonomik adaletsizliğin derinleştiğini vurgulayan bir açıklama yaptı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2026 yılı yurt içi kurban kesim bedelini 18 bin lira olarak açıklamasının ardından rakamları karşılaştıran Akay, çarpıcı bir tablo ortaya koydu.
“Emekli Maaşının Tamamı Kurbana Gidiyor”
2025 yılında 13 bin 500 lira olan kurban bedelinin %33 artışla 18 bin liraya yükseldiğini hatırlatan Akay, “Bugün emekliye verilen zam oranı yüzde 12 seviyesinde kalmıştır. Asgari ücretteki artış ise yüzde 27’de kalmıştır. Yani vatandaşın geliri sınırlı bir şekilde artarken, hayatın temel maliyetleri çok daha yüksek oranlarda yükselmeye devam etmektedir.
Bu tabloyu en net şekilde kurban bedelleri üzerinden görmek mümkündür.
Bugün en düşük emekli maaşı yaklaşık 20 bin lira seviyesindedir. Diyanet’in açıkladığı 18 bin liralık kurban bedeli dikkate alındığında, bir emeklinin neredeyse bir aylık maaşını kurban kesebilmek için ayırmak zorunda kaldığı görülmektedir.
Bu durum, milyonlarca emekli vatandaşımız için kurban ibadetinin fiilen erişilemez hale geldiğini göstermektedir.
Oysa kurban ibadeti, toplumda dayanışmanın, paylaşmanın ve sosyal adaletin bir sembolüdür. Ancak bugün geldiğimiz noktada, ekonomik koşullar bu ibadeti dahi dar gelirli vatandaşlarımız için bir lüks haline getirmiştir.
Emekliye yüzde 12 zam verilirken, kurban bedelinin yüzde 33 arttırılması vicdan terazisini açıkça yaralamaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Bu Tablo Sürdürülebilir Değil”
Gelir dağılımında bozulmaların olduğunu belirten Akay, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Vatandaşın geliri yerinde sayarken; gıda, kira, enerji ve temel ihtiyaçların tamamında yaşanan artışlar, artık sadece geçim sıkıntısı değil, doğrudan yaşam kalitesi sorunu haline gelmiştir.
Bugün Türkiye’de sorun sadece enflasyon değildir. Sorun, gelir dağılımındaki bozulma ve adaletsizliğin derinleşmesidir.
Bir yanda maaşıyla geçinemeyen milyonlarca vatandaş, diğer yanda her geçen gün artan maliyetler…
Bu tablo sürdürülebilir değildir.
Devletin görevi, vatandaşın ibadetini dahi ekonomik bir yük haline getirmek değil; vatandaşın refahını artırmak, gelir adaletini sağlamak ve sosyal dengeyi korumaktır.”
